‘‘BİR ŞEHRİ İNSANLARINDAN TANIRSINIZ. ŞAKİR DEMİRCİ’’


‘‘BİR ŞEHRİ İNSANLARINDAN TANIRSINIZ. ŞAKİR DEMİRCİ’’
AMA HAFIZ (RECEP KATIRCI HOCA)
-Samsun ili Ladik ilçesinde 1941 yılında manevi eğitimli bir aile ye sağlıklı, sıhhatli hatta gürbüz denilecek tavda bir erkek çocuğu olarak dünyaya geldiğinde hem ailenin hem akrabaların ve hem de konu komşunun sevinci bahar havası gibiydi. Adını Recep koydular.
Ladik Pehlivan memleketiydi. Her aile kendilerinden bir pehlivanın olmasını isterdi. Zira Ladik havasıyla, suyuyla, yaylalarıyla Pehlivanlığa hevesli gençlerin antrenman alanı gibiydi.
Katırcı ailesinin küçük Recebi’de 5-6 yaşlarına kadar arkadaşlarıyla Ladik’in yayla havasında arkadaşlarıyla oynar, zaman zaman da güreş tutar, memleketinin kadim uğraşına ayak uydurmaya çalışır ama bir taraftan da evdeki manevi atmosferin tesiriyle Kur’an İlmine çokça yakın dururdu.
O çağlarda alışkanlıklarından bir tanesi de Şehir içinde bulunan Horasan Erenlerinden Seydi Ahmed-İ Kebir’in kabrini ziyaret edip dua etmek idi.
6-7 Yaşları arasında çok ciddi bir menenjit hastalığı geçiren Küçük Recep’i ailesi Hastane Hastane, Doktor Doktor gezdirmesine rağmen şifa bulamamış ve Maalesef Küçük Recep’in gözleri görme yitisini kaybetmiştir.
Ve o artık Ama’dır.
Bu duruma çok üzülen Katırcı ailesi üzüntülerini evlatlarına pek hissettirmemek için ellerinden geleni yapmışlar ve başka bir çare olarak onu meşgul etmek için hattızatında o yaşlarda namazında niyazında olan Recep’e daha evvel den ilim ve irfana meyilli olduğunu bildiklerinden Kur’an öğretmenin yollarını aramışlardır.
8-9 Yaşlarına geldiğinde yine bir gün annesi ile Seydi Ahmed-i Kebir Hazretlerinin kabrini ziyaretlerinde Kabir başında sesli olarak Kur’an’dan bir sayfayı ezbere okuyunca zaten Kur’an ehli olan Annesi bu durum çok şaşırmış, oğlunu sırtına aldığı gibi eve getirmiş ve Recep’e sormuş.
“Oğlum sen bu sureleri ezbere nasıl okudun, kimden öğrendin” deyince;
El Cevap: “Anne sen Kur’an’ı evde sesli okuyunca dikkatlice seni dinlerdim. Dinlediğimi aklımdan ezbere tekrar ederdim. Bu okuduğumu iki defa zihnimden tekrar edince o okunan Kur’an ezberimde kalıyor. Belki yanlışım vardır diye de sana belli etmiyordum. Seydi Ahmed-i Kebir’de duygulanıp seslice, okuyunca sana açık verdim bu kadar” demiş.
Hattızatında Kur’an ehli olan anne, bu durumu babaya anlatınca Oğulları Recep’e Şehrin Kur’an ehli Şahsiyetlerinden ders aldırmaya başlarlar.
Zamanla Çevresi Recep’in Kur’an-ı Hafızlık derecesinde ezbere okuduğunu anlayınca Recep Ladikli Pehlivan olamamış ama Hafız olmuş, lakabı da AMA HAFIZ !
Ancak sadece Ku’ran ezberlemenin Recep’e yeterli olmadığını fark eden aile onu Samsun’da devrin Alimlerinden daha iyi bir eğitim almaya ve Tefsir, Fıkıh, Hadis öğrenmeye göndermiş.
On yaşlarında iken Babasını Hakka uğurlayan Recep Hafız yine ailesinin ve bilhassa Samsun’daki Hocalarının ondaki manevi istikbali görünce onu bırakmayıp Arapça ve beraberinde de Tefsir, Fıkıh ve Hadis derslerinde de muvaffak olmasını sağlamışlardır.
Bu arada Diyanetin açtığı sınavlara girmiş, derece ile muvaffak olarak Diyanet kadrosunda Kur’an Eğitmeni olarak göreve başlamıştır.
25 Yaşlarında evlenmiş, 1972 yılında da Suluova’ya Kur’an eğitmeni olarak tayini çıkınca ve vefatına kadar da Suluova’da yaşamış ve binlerce talebe yetiştirmiştir.
Peki AMA Hafız’ı bu kadarla anlatmak kafimidir. Elbette ki değildir.
Şöyle ki: Ama Hafız olağanüstü zekası, buna bağlı olarak ezber yeteneği ve Arapça bilgisiyle Kur’an Eğitmeni olarak talebe yetiştirirken bir taraftan da camilerde vaazlar vermeye başlamıştır.
Vaazlarındaki konulara hakimiyeti, akıcı üslubu, kimseyi yormayacak şekildeki ses tonu, herkesin anlayacağı şekildeki anlatımı ile cemaatin dikkatini çekmiş ve Ama Hafızın bu durumu Amasya, Samsun, Tokat, Çorum gibi illerde de şöhret bulmasına sebep olmuştur.
Özellikle Cuma günlerinde cami kürsülerinden verdiği vaazları dinlemeye çevre il ve ilçelerden insanlar Suluova’ya gelmeye başlamışlardır.
Vaazlarında söylediği her kelime, her söz cemaatinin yüreğinde yerini bulmuş ve onun tesiriyle dinlerine daha da sıkı bağlanmalarına vesile olmuştur.
Yine din görevlisi olarak başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde on beş yıl kadar görev yapmış ve oralarda da yüzlerce talebe yetiştirmiştir.
Elini sıkan ve merhaba diyen hiç kimseyi unutmayacak ve ismini sesinden tanıyacak kadar parlak bir hafızaya sahip olan Ama Hafız yine Din Görevlisi- Rehber olarak defalarca Hacca ve Umre’ye gitmiştir.
Gerek Umre’deki ve gerekse Hac’daki Kafile Başkanlığı ve Rehberliği diller destan olmuştur. Bunlardan dolayı Ama Hafız’ı yakından tanıyanlar ona “Evliya” nazarıyla bakmaya başlamışlardır.
Hem iç, hem de dış seyahatlerimde çokça şahit olmuşumdur, olanlardan da duymuşumdur. Şöyle ki: Bize, “nerelisin” dediklerinde: “Amasya/Suluova’danız” deyince; “Ama Hafızın memleketinden misin?” dediklerini hatırlarım.
O halde: Bilinmelidir ki Suluova’mızı dışarıda Ama Hafız’dan dolayı tanıyanlar var.
Yani: Bir Şehri insanlarından tanıyacak olursak bunlardan biride 2020 yılının 07 Kasım Günü 79 yaşında iken Hakka Yürüyen, Suluovalı olarak bilinen Ama Hafız(Recep Katırcı Hoca)’dır.
Kendisi gibi toplumun sevgi ve saygısını kazanan oğulları: Cüneyt, Esat ve Muhammet’te babalarını ahlaki yolunu takip etmektedirler.
Ama Hafızın Kabri Suluova Belediye Kabristanında Şehitliğin bitişiğindedir. Halkımızca çok sevilip sayılan, Suluova’mıza dolu dolu manevi değerler katan Ama Hafız’ımıza Allahtan Rahmet diliyorum.
Not: Bu Bilgiler Oğlu Muhammed’den alınmış ve onun izniyle kayda geçmiştir.
YAZAR: EKREM GÜN