G Ö R D Ü K Ç E, HASMIM VAR ABİ !

G Ö R D Ü K Ç E
HASMIM VAR ABİ !
Bu gün yine Şeker Emeklisi Büyüklerimizden Sebahattin Özbey ağabeyimiz, aşağı yukarı kendi yaşıtı olan arkadaşlarıyla Derneğimize sertçe bir giriş yaptı.
-Belli ki birilerinden dert dinleyip dertlenmiş.
Ve de, O: dinlediği insanların dertlerine derman olabilmek için de Dernekte onları ağırlamayı, dertlerini dinlemeyi-dertlerine çare bulmayı, çare bulamaz ise Onların gönlünü almaya gelmiş.
Şeker Emeklileri Derneğimizdeki koltuklarda yerlerini alan Sebahattin ağabeyimiz ve arkadaşlarının masalarına Sebahattin ağabeyimizin davetiyle bizde 8-10 kişi olarak yanaştık.
Sebahattin Abi; ‘Arkadaşlarım sizde gelin sohbetimize gram gram katkıda bulunun‘ deyince herkese de söz hakkı verilmiş oldu.
Malum odur ki: Derneğimize emekli olsun olmasın veya nereden emekli olursa olsun her yaştan insan gelmekte.
Derneğimizin adı da malum: ‘Şeker Emeklileri Derneği‘ olunca bilhassa yaşlılarımızın uğrak yeri olma özelliği taşımaktadır.
Havaların soğumasıyla Kaloriferleri yanan, ıp ılık bir ortamda, Hacı Şerif Demir ağabeyimizin kendine has çayının ve güler yüzlü üstün hizmeti sayesinde de elbette ki toplu haldeki sohbetin tadına doyum olmamaktadır.
Hal böyle iken Sebahattin ağabeyin misafirlerinden birisi sabırsızca:
-“Sebahattin yahu Konsolos: ne olacak bizim halimiz.” Dedi.
Bir diğeri: “Hakikaten öyle. Valla perişanız.”
Bir diğeri: “HASMIM çoğaldı be abi.” Dedi.
‘Hasmım’ kelimesi dikkatimi çekince; kendimi pür dikkat sohbete verdim.
Zira ben ta 2003 tarihinde yine Suluova Yeni Haber Gazetesindeki ‘GÖRDÜKÇE’ adlı köşemde “Hasmım Nar Abi” diye bir yazı kaleme almıştım.
Bu nedenle de Konsolos ağabeyimizin(Sebahattin Özbey) Derneğimize getirdiği misafirlerinin ne demek istediklerini, ‘Hasmım çoğaldı abi’ diye neyi kastettiklerini anlamaya çalıştım.
Konsolos: ’Arkadaşlar burada bulunan arkadaşlarımızdan halihazırda 6 kişinin dul olduğunu görüyorum. Bu arkadaşlarımızda gerek geçtiğimiz yıllarda, gerek yakın bi zamanda eşlerini Hakka uğurlayan arkadaşlarımız.
Bazıları yalnız yaşıyor, bazıları da evlatlarının veya çok nadiren de olsa yakınlarının yanında kalanlar da var.
Belki bu durumlarından memnun olabilirler lakin arzu ettikleri, kendilerine zor gelen durumlarla karşı karşıyalar.
Nedir bu durum: Şöyle ki; Bu arkadaşlarımız sırtlarının aylarca kese görmediğini, erkek çocukları da olsa, erkek torunları da olsa onların hizmetiyle keselenmekten hicap ettiklerini söylüyorlar.
Buna rağmen yine de hiç birinin derdi yeniden evlenmek değil.” dedi.
Dolayısıyla bu duruma bi çare bulunsa iyi olur diyorlar.
Sebahattin abi belli ki onları önceden de dinlemiş olacak ki: “Çaresi var” dedi.
“O çare de: Bu arkadaşlarımıza bir HAMAM lazım” diyerek noktayı koydu.
“Hasmım Çoğaldı” diyen de: “İşte benim hasmım da: yalnızlık, ihtiyarlık. yıllarca keseye alışmış sırtımızın keseden mahrum kalması da benim hasmımdır” dedi.
Bende Suluova halkımızdan sıkça duyduğum İSTEKLER’den sadece ikisini:
-Birinci isteği “HAMAM”
Malum olduğu üzere nüfusu 50 bine yaklaşan Suluova’da da bir Hamam yok.
Öyle ya. Türk kültürünün bedensel ve ruhsal alametlerinden olan bir Hamamın nüfusu Elli Bine yakın olan Suluova’da bir Hamamın olmaması önemli bir eksikliktir.
Bu Hamam eksikliğinin giderilmesi için Kamunun veya Özel Sektörün bu hususa el atması önemlidir. Ve de Suluova bir an önce bir Hamama kavuşturulmalıdır.
-İkinci isteği: Arabası olan bir çok kimse de: Suluova’daki Yeni Şeker Camisi altındaki Oto Parkın girişinin Labirent gibi olduğunu, iyi bir Mühendislik planlamasıyla Ana Caddeden girişin sağlanmasının şehircilik açısından daha güzel olacağı hususunu yazmam konusunda beni yüreklendirdiler.
Bende bu görüşün doğruluğuna inanlardan olduğum için Şeker Camii otoparkına girişin ana cadde den, herkesin görebileceği bir açıdan olması taraftarıyım.
Ki: Ulaşamadıkları masum isteklere ‘Hasmım’ diyen büyüklerimiz için.
Biz de Hasımları azaltmanın yollarına bakalım.
YAZAR: EKREM GÜN.